» Av. Barış Çabuk Blog Yazıları

EVLENEN KADININ MÜNHASIRAN ÖNCEKİ SOYADINI KULLANMASINA İZİN




Hukuk Genel Kurulu’nun 2015 yılında verdiği bir karar ile yeni bir uygulamaya geçmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 23.02.2016 tarihinde önüne gelen bir dava dosyasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun görüşlerine aynen katılarak aşağıdaki kararı vermiştir.

Uluslararası insan hakları hukukunun temel belgelerinden olan ve Türkiye’nin usulüne uygun olarak onaylayıp taraf olduğu sözleşme iç hukukta doğrudan uygulanma kabiliyetini haizdir. Sözleşmenin 8. maddesi özel hayata ve aile hayatına saygıyı ifade ederken, 14. maddesi cinsiyete dayalı ayrımcılığı yasaklamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, kişinin soyadını özel hayat kapsamında değerlendirerek evli kadının kocasının soyadını kullanma zorunluluğunu özel hayata müdahale olarak kabul ettiği birçok kararında, soyadı kullanımı ile ilgili başvurular sözleşmenin 8. maddesinde yer alan “özel hayatın ve aile hayatının korunması” ilkesi kapsamında incelenmiş ve kadının evlendikten sonra yalnızca evlilik öncesi soyadını kullanmasına ulusal mercilerce izin verilmemesinin, sözleşmenin özel hayatın gizliliğini öngören 8. maddesiyle bağlantılı olarak, ayrımcılığı yasaklayan 14. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Anayasanın 90. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, sözleşmeler hukuk sistemimizin bir parçası olup, kanunlar gibi uygulanma özelliğine sahiptir. Yine aynı fıkraya göre, uygulamada bir kanun hükmü ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan sözleşme hükümleri arasında bir uyuşmazlığın bulunması halinde sözleşme hükümlerinin esas alınması zorunludur. Bu kural bir zımni ilga kuralı olup, temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşme hükümleriyle çatışan kanun hükümlerinin uygulanma kabiliyetini ortadan kaldırmaktadır. Yargılama kapsamında verilen kararın 4721 sayılı kanunun 187. maddesine dayanarak verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, yukarıda verilen tespitler ışığında ilgili Kanun hükmünün söz edilen sözleşme hükümleriyle çatıştığı görülmektedir. Bu durumda, uyuşmazlığı karara bağlayan ilk derece mahkemelerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası insan hakları antlaşmaları ile çatışan 4721 sayılı Kanunun 187. maddesine kararlarını esas almayarak, başvuru konusu uyuşmazlık açısından Anayasanın 90. Maddesi uyarınca uygulanması gereken uluslararası sözleşme hükümlerini dikkate alması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Sebep önemli olmaksızın davacı, evlilik birliği içinde sadece kızlık soy ismini kullanmak istemektedir. Kızlık soy ismini kullanmak istemek için haklı bir gerekçenin bulunmasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Bu hak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8 ve Anayasanın 17. maddeleri kapsamında bir insan hakkıdır ve cinsiyete dayalı olarak bir ayrıma tabi tutulmaksızın erkek ve kadın arasında eşit şekilde uygulanmalıdır. Aksi durum Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 4. maddesine aykırılık teşkil edecektir. 



Ad Soyad :
E-Mail :
Web Sitesi :
Yorumunuz :
    Resimdeki karakterleri yazınız
   
web tasarım