» Av. Barış Çabuk Blog Yazıları

Tapu İptali ve Tescili Davası, Hile Olgusu, Sözleşmeyle Bedelsiz Temlik, Ayırtım Gücü, Hukuki Ehliyetsizlik, Kamu Düzeni, Akıl Hastalığı/Zayıflığı, Bilirkişi Oy ve Görüşü




Hukuki ehliyetsizlik kamu düzeni ile ilgili olduğundan Mahkemece öncelikli ve re’sen incelenmesi gerekmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.04.1990 gün ve 1990/1-152 – 1990/236 sayılı kararında vurgulandığı üzere bir davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin (örneğin : hile, gabin, sebepsiz zenginleşme, akıl hastalığı yada zayıflığı nedeniyle ayırtım gücünün bulunmadığı yani ehliyetsizlik) bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur. Ancak, ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek, önemine binaen öncelikle incelenmesi gerekmektedir.

Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti(gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç(yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç(yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlanmış, 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ergin(reşit) olmayı kabul ederek “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan ir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır” hükmünü getirmiştir. Ayrıca ayırt etme gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almıştır.

            Hemen belirtmek gerekir ki; Medeni Kanununun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.06.1941 tarih 4/21 sayı)

Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük bir önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda, bir davada ihtilaf çıkması halinde, tarafların gösterecekleri tüm delillerin toplanılması, tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta müşahede kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 282. (mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemesi Kanununun 286) maddesinde belirtildiği gibi bilirkişinin “rey ve mütalaası” hakimi bağlamaz, hakim bilirkişi oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir ise de temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, şarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Hele ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönden en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanunun 409/2. Maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.

Hal böyle olunca, öncelikle miras bırakanın tedavi gördüğü tüm sağlık kuruluşlarından tedavisiyle ilgili belge, hasta tabela ve müşahede kağıtları ile grafilerinin getirtilmesi, murisin akit tarihinde hukuki ehliyetinin bulunup bulunmadığının saptanması bakımından 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununun  7. ve 16. maddesi hükümleri uyarınca Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinden rapor alınması, miras bırakanın temlik sırasında hukuki ehliyete haiz olduğunun anlaşılması durumunda, hile iddiasının değerlendirilmesi ve hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerekmektedir. 

bariscabuk@bariscabuk.av.tr



Ad Soyad :
E-Mail :
Web Sitesi :
Yorumunuz :
    Resimdeki karakterleri yazınız
   
web tasarım