» Av. Barış Çabuk Blog Yazıları

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru




Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru

07.05.2010 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilip 13.05.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve 12.09.2010 tarihinde yapılan Halk oylaması ile yürürlüğe giren 5982 sayılı Anayasa Değişikliği Hakkında Kanun, 1982 Anayasası’nın Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinde önemli değişiklikler getirmiştir. İşte bu yazımızın konusunu da Türk hukuk sistemine yeni giren “Bireysel Başvuru” müessesi teşkil etmektedir.  

1-BİREYSEL BAŞVURUNUN TANIMI VE ÖZELLİKLERİ; 

Bireysel başvuru, temel hak ve özgürlükleri, kamu gücü tarafından ihlal edilen bireylere bu ihlal nedeniyle anayasa mahkemesinde dava açma hakkı olarak tanımlanabilir. Türkiye’de 1987 yılından bu yana uluslararası bir mahkeme olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dava açılabilmekteyken, bu yönüyle ulusal bir dava ve güvence türüdür.   

Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, 6216 sayılı Kanunun dördüncü bölümünde “Bireysel Başvuru” başlığı altında 45. İla 51. Maddeler arasında düzenlenmiştir. 6216 sayılı Kanunun “bireysel başvuru hakkı” başlıklı 45. maddesi aynen şöyledir.

Bireysel başvuru hakkı

MADDE 45- (1) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

(2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.

(3) Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz.

         Kanunun maddesi incelendiğinde herkes, yani hukuk literatürü açısından fert, şahıs, kişi anlamında kullanılan herkes, sırasıyla Anayasa, AİHS ve bu sözleşmeye ek ve fakat Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında kalan temel hak ve özgürlüklerinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğinden bahisle doğrudan Anayasa Mahkemesine müracaat edebileceği açıkça zikredilmiştir. Ancak kanun metnindeki “kamu gücü” kavramı net olarak açıklanmamıştır. Modern hukuk devletlerinde kamu gücü, erkler ayrılığı ilkesi uyarınca yasama, yürütme ve yargı erkleri olarak tezahür ettiğinden madde metnindeki “kamu gücünden” bu erklerin anlaşılması gerektiği kanaatindeyiz. Ayrıca burada bahsi geçen Türkiye Cumhuriyetinin kamu gücüdür. Yoksa yabancı bir ülkenin değil. 

Her ne kadar kamu gücü kavramından yasama-yürütme-yargı anlaşılmakta ise de Kanunun 45/3. maddesinde bazı işlemlere karşı bireysel başvurunun mümkün olmadığı da açıkça zikredilmiştir. Buna göre; Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ve kanunlar ile kural koyan, kaldıran veya değiştiren işlemlere yani Tüzük, Yönetmelik ve Kanun Hükmünde Kararnamelere karşı bireysel müracaat hakkı söz konusu değildir. Ancak bazı ülkelerde örneğin Meksika ve Almanya’da böyle bir ayrım yapılmamış, tüm kamu gücünün tesis ettiği işlemlere karşı bireysel müracaat hakkı kabul edilmiştir. Kısaca herkese, yasama işlemleri ile düzenleyici işlemler haricindeki kamu gücü ile mahkeme kararlarına karşı bireysel başvuru hakkı tanımıştır.  

2-BİREYSEL BAŞVURU KOŞULLARI VE KİMLERİN BİREYSEL BAŞVURUDA BULUNABİLECEĞİ;         

6216 sayılı Kanunun 45. maddesindeki “herkes” kavramı, çok geniş bir kavram olarak kullanılmıştır. Buna göre, kimlerin bireysel başvuru hakkı bulunmaktadır. Bu sorunun cevabı  aynı Kanunun 46. maddesinde hem açıklanmış hem de somutlaştırılmıştır. Buna göre;

Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar

MADDE 46- (1) Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.

(2) Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilir.

(3) Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak yabancılar bireysel başvuru yapamaz.

       Bilindiği üzere taraf ehliyeti, bir davada davacı ve/veya davalı olabilme durumudur. Kural olarak da, medeni haklardan yararlanan herkes taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise kişinin bizzat yada temsilcisi (velisi, vasisi gibi kanuni yada avukat gibi atanan temsilci) vasıtasıyla bir davayı yürütebilmesidir. Bu iki sıfatı yani taraf ve dava ehliyetini taşıyan gerçek kişilerin dava açmasında hukuken hiçbir sakınca yoktur. Tüzel kişilerde bir davada yetkili organları eliyle taraf ve dava ehliyetine sahiptirler. Ancak kanun, bireysel başvuru hakkını tüzel kişi sıfatıyla sadece özel hukuk tüzel kişilerine (Limited Şirket, Anonim Şirket, Kooperatif, Kollektif, Komandit Şirket, Dernek, Vakif vs) tanımıştır. Kamu tüzel kişilerinin ise doğaları gereği zaten eylemlerini ve işlemlerini yerine getirilerken kamu gücünü kullandıkları için bu hak kendilerine tanınmamıştır. Ancak belirtmek isteriz ki; kamu tüzel kişilerinin de kamu gücü dışında özel hukuk işlemlerine tabi bir çok işleminin olduğu düşünüldüğünde kamu tüzel kişilerine de bireysel başvuru hakkı tanınması gerektiği kanaatindeyiz. Örneğin kamu tüzel kişilerinin mülkiyet hakkı(örneğin kamu arazileri, tesisleri, ormanlar vb.) ihlal edildiğinde Anayasa ile koruma altında olan bu hakkın ihlalinden ötürü Anayasa Mahkemesine başvuru hakkının olmaması Anayasadaki eşitlik hakkı ile de bağdaşmayacaktır. Yabancılar bakımından tek sınırlama salt Türk Vatandaşlarına tanınan haklardır. Örneğin, kamu hizmetine girme hakkı sadece Türk Vatandaşlarına tanınmış bir hak olmakla bu hak bakımından yabancının bireysel başvuru hakkı bulunmamaktadır. Ancak, yaşam hakkı, işkence yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı gibi hakları ihlal edilen yabancılarında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakları bulunmaktadır. Buradaki tek kriter o hakka sadece Türk Vatandaşı olmakla hak kazanılan durumlarda yabancıların bireysel başvuru hakkı bulunmamasıdır. 

         6216 sayılı Kanunun 46. Maddesinin birinci fıkrasında, güncel ve bireysel hakkı doğrudan ihlal edilen kişilerin bu hakkı bulanabileceği belirtilmektedir. Madde metnine göre; hali hazırda bir temel hak ve özgürlüğün mevcut olması güncelliği ifade etmektedir. Yani henüz bir ihlal yokken, bu başvurunun yapılmasına olanak bulunmadığı gibi, yapılmış başvuruda reddedilecektir. Bireysellik ise, ihlal edilen hakkın başvuruyu yapan kişiye ait olmasını ifade etmektedir. Örneğin bir özel hukuk tüzel kişisinin başvurusu sadece tüzel kişiliğe ait olacaktır. Yani tüzel kişiyi oluşturan gerçek kişilerin bu haktan yaralanması söz konusu olamayacaktır. Doğrudanlık ise, kişinin kamu gücünden araya başka hiçbir dolaylı eylem girmeden etkilenmesini ifade etmektedir. Başvuru hangi kamu gücü işlemi yada eylemi için ise ihlalinde bu işlem yada eylemden kaynaklanması gerekmektedir. 

         6216 sayılı Kanunun 45/2. maddesi, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olmasını aramaktadır. İdari başvuru, bir idari işleme karşı, doğrudan idari yargıda dava açılamayıp, itiraz hakkı söz konusu ise, bu hak kullanılmadan doğrudan bireysel başvuruda bulunulmasına olanak yoktur. Kanun metininde bahsi geçen yargısal başvuru yollarından kanun yolları anlaşılmaktadır. Kanun yolları, ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı, yüksek dereceli yargı mercilerine yapılan temyiz, karar düzeltme, yargılamanın yenilenmesi, itiraz, şikayet ve istinaf yollarıdır. Kişi öncelikle tül kanun yollarını tüketmeli ancak ve ancak bu yollar tüketildikten sonra bireysel başvuru yoluna gitmelidir. Aksi durumda başvuru red ile sonuçlanacaktır. 

         3-ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURUDA SÜRE ve USUL;

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresi ve usulü 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 47. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

Bireysel başvuru usulü

MADDE 47- (1) Bireysel başvurular, bu Kanunda ve İçtüzükte belirtilen şartlara uygun olarak doğrudan ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Başvurunun diğer yollarla kabulüne ilişkin usul ve esaslar İçtüzükle düzenlenir.

(2) Bireysel başvurular harca tabidir.

(3) Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır.

(4) Başvurucu bir avukat tarafından temsil ediliyorsa, vekâletnamenin sunulması gerekir.

(5) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder.

(6) Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucu veya varsa vekiline onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.

         Madde metnine göre bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30(otuz) gün içinde yapılması gerekir.(md.47/5) 47. Maddenin 5. fıkrasında, haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder hükmü yer almaktadır.

         Süre, başvurunun öngörüldüğü hallerde, Kanuna göre başvuru yollarının tüketildiği tarihten, İçtüzüğe göre başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten başlar. İçtüzük, kesinleşmeyle başvurucunun başvuru yollarının tüketildiğini öğrendiğini kabul etmiştir. Nihai karar ya da işlem başvurucuya tebliği zorunluysa ve kendisine tebliğ edilmiş ise, tebliğ tarihinde kesinleşir. Başvurucudan istenecek tebellüğ belgesi bu tarihi gösterecektir. Nihai karar yada işlemin başvurucuya tebliği zorunlu değilse ve kendisine tebliğ edilmemişse, başvurucunun kararı en erken tarihte süre başlayacaktır. Ayrıca kişi kendisini avukatla temsil etmişse, kendisinin öğrendiği tarih değil, avukatın öğrendiği tarih esas alınmalıdır. Başvuru yolunun öngörülmediği durumlarda ise ihlalin öğrenilme tarihi esastır. Süreler anlık ihlaller bakımından işler, devam eden bir ihlal varsa ihlalin sona erdiği tarihte süre işlemeye başlar.

         Otuz günlük sürenin sonuna kadar bireysel başvurunun yapılmış olması gerekmektedir. Bireysel başvurunun yapıldığı tarih, Anayasa Mahkemesine şahsen, mahkemeler ya da yurt dışı temsilcilikleri vasıtasıyla yapılabildiği için, başvuru dilekçesi bu yerlere teslim edildiğinde başvurucu ya da temsilcisine alındı belgesi verilir. Bu tarih başvurunun yapıldığı tarih olarak kabul edilir.  

         Bireysel başvurular, bu Kanunda ve İçtüzükte belirtilen şartlara uygun olarak doğrudan ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır. Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucu veya varsa vekiline onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.

         4-BİREYSEL BAŞVURUNUN ANAYASA MAHKEMESİNCE KABUL EDİLEBİLİRLİK ŞARTLARI VE İNCELENMESİ;

         Başvurunun kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 48. maddesinde düzenlenmiştir.

MADDE 48- (1) Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.

(2) Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.

(3) Kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapılır. Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında, kabul edilemezlik kararı verilir. Oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir.

(4) Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir.

(5) Kabul edilebilirlik şartları ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.

         Anayasa mahkemesi, başvurunun ve işin esasına girmeden önce, usul yönünden inceleme yapar. Buna göre, başvurunun süresinde olup olmadığı ile yukarıda 45 ila 47. Maddelerdeki şartları taşıyıp taşımadığı araştırılır. Başvuru şayet tüm usul şartlarını taşıyorsa işin esasına girer. Aksi takdirde, başvuru reddedilir. Bir başvurunun, kabul edilebilirlik şartlarını taşıyabilmesi için 45 ila 47. Maddedeki şartları taşıması zorunludur.

         Anayasa Mahkemesi, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir. Bu durum 48/1. Maddenin bir anlamıyla istisnası gibidir. Yani başvuru 45 ila 47. Maddelerindeki şartları taşısa da, ihlalin önemsiz ve başvuru sahibinin bir zarara uğramadığı haller ile dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilmezliğine karar verilebilecektir. Burada önem taşıma ve önemli bir zarara uğrama şartının bir arada bulunması gerekmektedir. Ancak bu yasa normu emredici bir norm değildir. Burada takdir hakkı Anayasa Mahkemesine tanınmıştır.  

         Kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapılır. Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında, kabul edilemezlik kararı verilir. Oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir. Buradan anlaşılan şudur ki; kabul edilemezlik kararı için oybirliği şarttır. Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir.  

Mahkemede, bireysel başvuruları karara bağlamak üzere bir başkanvekili başkanlığında yedişer üyesi olan iki bölüm bulunur. Bölümler, bir başkanvekilinin başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanır.(6216 s. K. md. 22/1)

5-ANAYASA MAHKEMESİNİN ESAS HAKKINDAKİ İNCELEMESİ;

Anayasa mahkemesi bireysel başvuru hakkında yapacağı esas incelemeyi, 6216 sayılı Kanunun 49. Maddesindeki usul ve esaslar dairesinde yapacaktır. Buna göre;  

Esas hakkındaki inceleme

MADDE 49- (1) Kabul edilebilirliğine karar verilen bireysel başvuruların esas incelemesi bölümler tarafından yapılır. Başkan iş yükünün bölümler arasında dengeli bir şekilde dağıtılması için gerekli önlemleri alır.

(2) Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi hâlinde, başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilir. Adalet Bakanlığı gerekli gördüğü hâllerde görüşünü yazılı olarak Mahkemeye bildirir.

(3) Komisyonlar ve bölümler bireysel başvuruları incelerken bir temel hakkın ihlal edilip edilmediğine yönelik her türlü araştırma ve incelemeyi yapabilir. Başvuruyla ilgili gerekli görülen bilgi, belge ve deliller ilgililerden istenir.

(4) Mahkeme, incelemesini dosya üzerinden yapmakla birlikte, gerekli görürse duruşma yapılmasına da karar verebilir.

(5) Bölümler, esas inceleme aşamasında, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verebilir. Tedbire karar verilmesi hâlinde, esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir. Aksi takdirde tedbir kararı kendiliğinden kalkar.

(6) Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.

(7) Bireysel başvuruların incelenmesinde, bu Kanun ve İçtüzükte hüküm bulunmayan hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine uygun hükümleri uygulanır.

(8) Esas hakkında incelemenin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.

         İnceleme Kanunun 22. maddesine göre kurulu bölümler tarafından yapılır. Başkan iş yükünün bölümler arasında dengeli bir şekilde dağıtılması için gerekli önlemleri alır. Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi hâlinde, başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilir. Adalet Bakanlığı gerekli gördüğü hâllerde görüşünü yazılı olarak Mahkemeye bildirir. Buradan Adalet Bakanlığı acaba davanın tarafıymış gibi bir soru karşımıza çıkmaktadır. Belirtmek isteriz ki; kabul edilebilirlik kararının Bakanlığa tebliğ edilmesinin nedeni, davanın tarafı olduğundan değil, TBMM alt komisyon raporunda da belirtildiği üzere konunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşınması halinde taraf olacağından konunun öncesini bilerek savunmasını yapması ve gerekli tedbirleri almasını sağlamaktır. Komisyonlar ve bölümler bireysel başvuruları incelerken bir temel hakkın ihlal edilip edilmediğine yönelik her türlü araştırma ve incelemeyi yapabilir. Başvuruyla ilgili gerekli görülen bilgi, belge ve deliller ilgililerden istenir. Mahkeme, incelemesini dosya üzerinden yapmakla birlikte, gerekli görürse duruşma yapılmasına da karar verebilir. Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.

         6-ANAYASA MAHKEMESİNİN İNCELEME SONUCU VEREBİLECEĞİ KARARLAR;

         6216 sayılı Kanunun 50. maddesinde, Anayasa Mahkemesi’nin başvuru hakkında yaptığı inceleme sonucunda vereceği esas hükümle ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre;

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmî Gazetede yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir. Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir. Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir.

         7-BİREYSEL BAŞVURU HAKKININ KÖTÜYE KULLANILMASI;

         6216 sayılı Kanunun 51. maddesinde, bireysel başvuru hakkının açıkça kötüye kullanılması halinde başvuru sahibi aleyhine ne bir yaptırım öngörüldüğü düzenleme altına alınmıştır. Buna göre; Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir. Bu maddeyle özellikle protesto amacını taşıyan bireysel ve toplu başvuruların önünün kesilmesi ve Anayasa Mahkemesinin gereksiz iş yükü altında kalması önlenmeye çalışılmıştır. Ancak, yeni bir hukuk düzenlemesi olan bireysel başvuru ile ilgili uygulamada nelerle karşılaşılacağı bilinmezken,  bu madde nedeniyle kişilerin ceza tehdidi altında dilekçe ve hak arama özgürlüklerinin böylelilikle kısıtlandığı düşüncesindeyiz.

bariscabuk@bariscabuk.av.tr   

Anayasa Mahkemesine İçtüzüğü 59. maddeleri hükümlerine göre hazırlanmış Bireysel Başvuru İçin Doldurulması Gereken Form Örneği aşağıdaki linkten temin edilebilir.  

http://www.anayasa.gov.tr/files/bireysel_basvuru/b_b.pdf

 

 

 

 

  



Ad Soyad :
E-Mail :
Web Sitesi :
Yorumunuz :
    Resimdeki karakterleri yazınız
   
web tasarım